Kısa cevap: Velinin eylülde yapabileceği en değerli şey ders takibi değil, ortam kurmak. Uyku saati, çalışma alanı ve akşam ekran sınırı — bu üçünü siz kurarsınız; konuyu öğrenmek, soru çözmek ve program uygulamak çocuğun işidir. Rolleri karıştıran aile, eylülü tartışmayla geçiriyor.
Kayseri'de eylülde en sık duyduğum veli cümlesi şu: "Ders çalışsın diye her şeyi yaptık, olmuyor." Konuştukça çoğu zaman görülen şey, yapılan şeylerin çocuğun işine ait olduğu — velinin kendi alanı ise boş kalmış oluyor.
Eylülde velinin üç somut işi
Bunlar "ilgilenmek" gibi soyut şeyler değil. Ölçülebilir, bitirilir ve bir kere kurulunca yıl boyu çalışır.
1. Uyku saatini okul açılmadan önce yerine oturtun. Yaz boyunca yatma saati kayar; bunu 14 Eylül sabahı bir gecede düzeltmek mümkün değil. Kaymanın ne kadar olduğunu ölçün, sonra iki günde bir 20-30 dakika öne çekin. Kritik olan yatma saati değil, kalkış saati — sabah aynı saatte kalkan çocuğun akşam uykusu kendiliğinden gelir. Ayrıntısı uyku düzeni yazısında var.
2. Çalışma alanını okul açılmadan hazırlayın. Masanın üstü boş olacak, o gün çalışılacak dersin kitabı dışında hiçbir şey durmayacak. Yatakta çalışan çocuk uyuyor, salonda çalışan çocuk televizyona bakıyor. Bu bir disiplin meselesi değil, ortam meselesi — ve ortamı kuran velidir.
3. Telefonun akşam nerede duracağına karar verin. "Az kullan" işe yaramıyor çünkü ölçülemiyor. İşe yarayan kural şu: belirli bir saatten sonra telefon çalışma odasında değil. Bu kuralı eylülün ilk haftasında, henüz kimse yorulmamışken koyun; kasımda koymaya çalışırsanız kavga çıkar. Telefon alışkanlığı yazısında uygulama detayı var.
Konuşma nasıl kurulur
Eylülün ilk haftasında yapılan konuşma yılın tonunu belirliyor. Aynı niyeti taşıyan iki cümle çok farklı sonuç veriyor:
Soldaki sütun kaygıyı artırıyor, sağdaki bilgi getiriyor. Fark, çocuğu değerlendirmek yerine durumu öğrenmeye çalışmakta.
Bir de sıklık meselesi var. Her akşam "ne yaptın" diye sorulan çocuk kısa sürede kaçamak cevap vermeyi öğreniyor. Haftada bir kez, belirli bir günde, 15-20 dakikalık bir konuşma her akşam sorgulamaktan daha çok işe yarıyor. Danışanlarımda bu konuşmayı pazar akşamı yapıyorum; ailenin de ev içinde benzer bir ritim kurması işi kolaylaştırıyor.
Sınıf düzeyine göre velinin rolü
Aynı yaklaşım her yaşta işe yaramıyor. Kabaca şöyle bir ayrım var:
Yaş büyüdükçe velinin işi azalmıyor, değişiyor. 12. sınıfta veliden beklenen şey ders takibi değil; evi sakin tutmak, sağlık ve beslenmeyi ihmal etmemek ve gerektiğinde sessizce geri çekilmek. Son sınıf velisi için 12. sınıf yol haritası, 8. sınıf velisi için LGS yılı yol haritası daha ayrıntılı.
Takvimi çocuğunuzdan önce bilin
Velinin elindeki en sessiz avantaj bu. Ara tatilin ne zaman olduğunu bilen aile o haftayı önceden planlar; bilmeyen aile tatili fark ettiğinde tatil bitmiş olur.
Okul öncesi ve ilkokul 1. sınıfa başlayacak öğrenciler için 7-11 Eylül'de uyum eğitimi var; üst kademelerde böyle bir hafta yok, 14 Eylül'de doğrudan başlıyorlar.
2027 YKS ve LGS tarihleri henüz açıklanmadı. ÖSYM ve MEB duyurmadan önce dolaşan tarihler tahmin — plan yaparken bunlara güvenmeyin.
Okul açılmadan önceki üç hafta
Bu yazının yazıldığı tarihte 14 Eylül'e üç hafta var. Üç işi birden son haftaya sıkıştırmak yerine dağıtın:
Sırayı bozmayın. Uyku oturmadan program yazmak boşa iş — yorgun bir çocuğun uyguladığı program yoktur. Kırtasiye alışverişini de son haftaya bırakmayın; eksik kalan tek bir kitap ilk hafta boyunca bahane oluyor.
Velinin kendi kaygısı
Az konuşulan ama en çok işe yarayan başlık bu. Çocuğun kaygısı kadar velinin kaygısı da eve yayılıyor ve çocuk bunu söylenen sözden önce tonlamadan okuyor.
Kendinize açık yüreklilikle sorun: bu yıl kaygılandığım şey çocuğumun iyiliği mi, yoksa çevreye vereceğim hesap mı? İkisi birbirine karıştığında konuşmalar sertleşiyor ve çocuk kendini savunmaya geçiyor.
İki pratik kural işe yarıyor. Birincisi, kaygınızı çocuğunuzla değil eşinizle, bir arkadaşınızla ya da okulun rehber öğretmeniyle konuşun. İkincisi, gün içinde okul ve sınav konusunun hiç açılmadığı en az bir zaman dilimi bırakın — akşam yemeği bunun için iyi bir aday. Aile baskısı ve sınav stresi yazısında bu birikmenin nasıl olup da yılın ortasında patladığını anlattım.
Kaçınılması gereken üç şey
Programı sizin yazmanız. Kendi yazmadığı programı hiçbir çocuk uygulamıyor. Siz şablonu verin, saatleri o doldursun. Haftalık program yazısındaki boş şablonu birlikte doldurabilirsiniz.
Eylülde büyük hedef koymak. "Bu yıl ilk 10'a gireceksin" cümlesi motive etmiyor, kaygı üretiyor. Eylülün hedefi düzen olmalı: uyku saati tutuyor mu, masaya oturuluyor mu, ödevler yetişiyor mu. Sonuç hedefi kasımda konuşulur.
Kardeş ya da akran karşılaştırması. Karşılaştırma kısa vadede tepki, uzun vadede içe kapanma üretiyor. Karşılaştırma gerekiyorsa çocuğun kendi geçmişiyle yapılır: geçen ay ne yapıyordu, bu ay ne yapıyor.
Ne zaman dışarıdan destek düşünülür
Her düşüş destek gerektirmiyor. Eylülde bir-iki haftalık dağınıklık normal. Şunlar sürüyorsa konuşulmaya değer:
- Masaya oturuyor ama saatler geçiyor, iş çıkmıyor
- Ne çalışacağını bilmediği için hiç başlamıyor
- Not düşüşü tek derste değil, geneline yayılmış
- Sınav öncesi fiziksel belirtiler var (uykusuzluk, mide, ağlama)
- Ev içinde her konuşma tartışmaya dönüyor
Son madde önemli: bazen sorun çalışma değil, iletişim kanalının tıkanmasıdır. Böyle durumlarda dışarıdan biriyle konuşmak, aynı sözü evde tekrar etmekten daha hızlı sonuç veriyor. Koçluk almak faydalı mı yazısında hangi durumda işe yaradığını, hangi durumda yaramadığını açık açık yazdım.
Kayseri'de eylül
Kayseri'de havalar Türkiye'nin çoğu yerinden erken serinliyor. Bunun velinin işine iki farklı etkisi var.
İyi tarafı: uyku düzenini kurmak burada daha kolay. Akşam serinliği uyku saatinin öne çekilmesini kolaylaştırıyor; sıcak geçen illerde eylül boyunca süren "yatakta dönüp durma" problemi Kayseri'de daha kısa sürüyor. Bu avantajı kullanın — geçişe eylül başında başlarsanız iki hafta çoğu ailede yetiyor.
Zor tarafı: mevsim geçişi. Eylül sonu-ekim başında gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı büyüyor ve okulun ilk haftalarında hastalık dalgası geliyor. Yılın ilk dört haftasında hasta yatan bir çocuk, konu takibinde geriye düşüyor ve o açığı kasıma kadar kapatamıyor. Velinin buradaki işi çok basit: giysi katmanı ve uyku süresi. Kulağa küçük geliyor ama kaçırılan ders saatinin telafisinden çok daha ucuz.
Bunun devamı olan bir şey daha var: kış senaryosunu eylülde konuşmak. Kayseri'de kar ve don günlerinde sabah çıkış saati değişiyor, servis gecikiyor, bazı günler okul saati kayıyor. Ekim bitmeden "kar yağarsa program ne olacak" sorusunun cevabını belirlemek — hangi ders yolda tekrar edilir, eve geç gelinen gün hangi blok atlanır — kasım ve aralıkta kaybedilen saatleri geri kazandırıyor. Yedek planı olmayan program, ilk zor haftada tamamen terk ediliyor.
Bir de mesafe meselesi var. Melikgazi, Kocasinan ve Talas'ta oturan bir aile ile Develi, Yahyalı, Bünyan veya Pınarbaşı'nda oturan bir aile aynı şeyi konuşmuyor. Merkez dışındaki ilçelerde, bir görüşme için merkeze gidip gelmeyi gerektiren bir düzen haftada birkaç saati doğrudan yoldan yiyor. Kayseri'de tamamen online çalışmamın somut karşılığı bu: görüşme akşam evde yapılıyor, yol yok, ilçe farkı hizmetin kalitesini değiştirmiyor. Nasıl işlediğini Kayseri öğrenci koçluğu sayfasında anlattım.
Eylülün ilk iki haftasında kurulan düzen, yılın varsayılanı oluyor. O iki haftada velinin işi ders anlatmak değil — uyku saatini oturtmak, masayı hazırlamak, telefona bir yer belirlemek ve haftada bir sakin bir konuşma yapmak.
Çocuğunuzun nereden başlaması gerektiğinden emin değilseniz, ücretsiz ön görüşme için WhatsApp'tan yazabilir ya da arayabilirsiniz. Durumu birlikte konuşup somut bir başlangıç noktası çıkaralım. Kontenjan 30 kişiyle sınırlı; her hafta pazar akşamı veliye rapor gönderiyorum, böylece süreci siz de takip ediyorsunuz.
